Connect with us

GÜNDEM DIŞI

HASTA VİNCİNDE DANS FİGÜRÜ

Published

on

Her zaman dediğim gibi engelli olmak çok zor bir durum. Düşmanım bile bu duruma düşmesin. Ama ısrarla bu duruma(engelli olma durumuna) özür ve bu durumla yaşayan bizlere özürlü diyenlerin bir şeyler yaşanmasını da canı gönülden istiyorum onu da belirteyim. Ben ya da benim gibi sorunlarla muzdarip olanların bir özürü yok. Özür bir kabahatin ardından yapılan af dilenmektir ve fiziksel ya da zihinsel durumlar biz engelli bireylerin kabahatleri değildir. Devletin de artık şu “ÖZÜRLÜ” sıfatını tanımlamalarından kaldırmasını rica ediyorum. 21. Yüzyıla yakışmayan bir ifade veya tanımlama.


İplerin üzerinde yaptığım estetik hareketten sonra dans teklifleri gelir mi bilmem ama yerden hafifte olsa yüksekte olmak insana güzel bir his veriyor.

Şimdi asıl konuya gelecek olursam; konumuz engelli olmanın sosyal hayat dışındaki hayatı kolaylaştıracak kısımdaki zorlukları.
Yukarıda dans eder biçimde(kasıldığım için öyle bir durum oldu doğal haliyle) poz verdiğim fotoğraftaki vinci Ocak-Şubat ayları gibi aldım ve instagramda Vecihi ironisini yaparak paylaştığım bir fotoğrafım da var.
İki fotoğrafı karşılaştıranlar dikkatli gözler öncelikte vinçte taşındığım bezin farklı olduğunu hemen anlayacaktır.
Hasta vinci ile gelen standart bez(standart dememin nedeni vinç ile o ürünün otomatik olarak gönderilmesi) görüldüğü gibi vücudumu neredeyse tamamen kaplıyor ve bu durum da güvenli güvensiz çeşitli durumlara neden oluyor.

Öncelikle vücudumu sardığı için evet, daha güvenli fakat vücudumu sarmasının bedeli olarak da yatarken ya da otururken sürekli altımda kalması gerekiyor bu durum da hayat kalitemi önemli öçlüde düşürüyordu. Antalya’ya gibi şehirde yaşıyorsanız altımızdaki kumaş sizi terletebilir ki yırtılmaya dayanıklı o kumaş haliyle çok ince değil. Tüm bunlara ek olarak benim gibi kısmen hareketli, spastik engelli bir bireyi oturduğu yerden kaydırabilir, tekerlekli sandalyede rahat hareket etmesini engelleyebilir. Geniş aparat yatağa bağımlılar için tam uygun olsa da kısmen de olsa hareket edebilenler için kesinlikle uygun değil.
En kötü senaryolardan biri; hasta vincine takılan ipler bir anda kayıp tekerlekli sandalyenin tekerine takılıp yaralanmanıza sebebiyet verebilir.

Öte yandan fotoğrafta gördüğünüz bez daha az yer kaplasa da güvenliği yine de sağlıyor. Yapısı gereği sağlam bir kumaşa, özel ipliklerle dikilen bez taşındığınız yere ulaştıktan sonra altınızdan ya da arkanızdan rahatlıkla çekip alınabiliyor.
Hayat kalitesi için benim gibi engellere gereken bu hasta vincine takılan bez, tuvalet kullanımı için. Yani tuvalete getirip götürmek için düşünülmüş olsa da uzuvlarınızda herhangi bir sorun yoksa taşınabilmeniz için son derece rahat.
Uzun lafın kısası şarjlı pille çalışan elektrik motoru sayesinde kaldırıp indirme hareketini yapan bu vinç benim gibi ağır engelli bireyin taşınmasında büyük kolaylık. Şunu da belirteyim ki vincin kaldırıp indirmek dışındaki tüm fonksiyonları manuel olarak yapılmaktadır.

Çok güzel bir alet gibi görünse de hasta taşıma vincininde zorlukları da var. Mesela halı olan zeminlerdenden sonra farkı türden zemine geçip tekrar halıya geçip ilerlemek zor olabiliyor. Kalın halılar tekerleklerini biraz zorluyor. Yani pek halı dostu değil.
Ayrıca bu vinç geniş alan istiyor çünkü kaldırma acısı, devrilmemesi için ayak uzunluğu derken tüm bunlar geniş ve az eşyasız bir yer gerektiriyor. Japon minimalizmi bu alete tam uygun diyebiliriz. Ayrıca denge ve ağırlık dağılımı yüzünden tekerlekleri çok kullanışlı değil, küçük. Bu durum da vincin eşiklerden geçmesini engelliyor. Benim sahip olduğum hasta ya da engelli taşıma vincinin bir diğer dezavantajı da yanaşacağı yerin altında vincin tekerleklerinin gireceği yükseltilerin olması gerekiyor. Yoksa vinç yanaşamaz engelli bireyde askıda sallanıp kalır. Sallanmakta eğlenceli olsa da bezin temas ettiği yerler bir süre sonra canınızı yakabiliyor.

Bu kadar sorun yazdım ama en büyük son yukarıda yazdığım o kadar kelimenin oluşturduğu anlam bütünlerinde değil. En büyük sorun üzülerek söylüyorum ki maddi. İthal ve alanın en kaliteli markalarından biri olan Vollex’ten Ocak-Şubat ayları gibi neredeyse 10.000 TL’ye aldığımız vinç şu anda 18.000 TL civarında. Üstelik bu fiyata da sonradan aldığımız bez dahil değil. Sipariş ile gelen bezi kullanamazsanız ve de yurtdışı bağlantılarınız yoksa işiniz var demek ki hem de bir hayli zor iş. Öncelikle ülkemiz stoklarda vinç için farklı bezler yok. Nedeni tekstil ürünlerine gelen vergi artışları.(Vergiler arttığı için haliyle kimse almıyor bu yüzden de satıcının stokları boş bu arada vergilerde euro cinsinden hesaplanıyor) Yurtdışından 200 Euro’ya getirebildiğim ürün, ülkemizde hem daha pahalı hem se stokta yok. Üstelik modeli alıp diktirmek de bir hayli zor. Terzilerin çoğu kopma yırtılma ya da yaralanma yüzünden sorumluluk almıyor ya da maliyetleri yüksek olduğu için diktirmek zor. Tabi bir de kaliteli güvenli diktirmek var ki o işlerde ayrı sorun. Avrupa’dan böyle bir ürünü kargoyla getirmekte sorunlu ve bir hayli de vergili.

Üstelik bu örneğin Almanya’da 1200 birin para civarında, bezi de 200 birim para civarındayken ülkemizde şu an Euro kuru 17.40 TL civarında artı vergiler. Üstelik gelişmiş ülkelerde, bu tip aletlerde bireylere indirim ya da büyük bir kısmımı devlet karşılarken ülkemizde SMA ilacı bir TL olsun diye imza ve sosyal medya kampanyaları yapılıyor.

Ülkemizde de bir kısmı ya da tamamı ödenen veya vergi indirimi şeklinde alınan ürün ve hizmetler var tabii ki. Mesela, beIN Connect paketlerinde, telefon faturalarında ve internet hizmetlerinde %25’e kadar vergi indirimleri var. Hatta %90 ve üzeri engele sahip bireyler, 1.6 ve alt hacimli motora sahip araçları ÖTV indirimli alabiliyor, yıllık bazı vergi avantajları da ek olarak geliyor fakat devletin belirlediği araç fiyatı + ÖTV oranı dahil fiyatına araç almak şu sıralar çok da mümkün olmuyor.(Bu yılki araç limiti ÖTV dahil 450 bin TL ve şu an piyasada 1.6 ve altı motor sıfır araç yok) Diyelim ki oldu ve indirimli araç aldınız bu durumda engelli bireyin aldığı engelli maaşı kesiliyor.(Artık alamıyor) Devlet bir takım ortez, protezlerin ve manuel tekerlekli sandalyelerin bir miktar ücretinin karşılanması ya da rapor karşılığında bazı engel gruplarının rehabilitasyon hizmetlerinin belli bir saate kadar karşılanması gibi durumlarda mevcut fakat bu durumlarda engelli bireylerin hayat kalitesini yükseltmekte yeterli olmuyor. Geçmişte olan bazı hizmet ve ödemeleri de ülkemizin devleti tarafından ödemesi ve indirimleri suistimal edildiği gerekçesiyle ya oranı düşürülmüş ya da şartları zorlaştırılmış. Suistimal vakalarının denetim, hak, hukuk ve adalet kavramları içerisinde çözülebileceğine inanan biri olarak verilen hakların düşürülmesi ya da geri alınmasının dürüst, masum bireyleri cezalandırmak olduğu inancındayım.

Engelli bireyler için görünürde yapılan bir kaç düzenlemenin ötesine geçecek manada iyileştirmeler yapılması gerekiyor ama görünen o ki muhalefet de dahil atama ve memuriyet dışında engelliler konusunu unutmuş durumdalar. Suistimal denetimlerinin iyi yapıldığı bir ortamda özel gereksinimli bireyler için daha farklı, yaşamı kolaylaştırıcı manada iyileştirme ve ödemeler yapılmalı.

Kaliteli yaşam hakkı insan hakkıdır ve insan hakkı olan bir durumun talep dahil edilmeden sunulması gerekir.

Gelecekte bir gün umarım ki engeller kabahat(ÖZÜR) olarak görülmediği engelli bireylerin engellerine engel katılmadan engellerinin kaldırıldığını görebiliriz.

Hüseyin İlker DUMAN

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

GÜNDEM DIŞI

HİÇBİR ŞEYİM

Published

on

Felsefe aslında her konudur diyebiliriz. Sosyal hayat da buna dahil. Her ne kadar düşünmeden yapılan eylemler çok gibi görünse bu eylemlerde felsefik konulara giriyor hem de düşündüğünüzden oldukça fazla. Mesela toplumda kimsenin birbirini sevmemesi sosyolojik olduğu kadar felsefik de bir konudur.

Düşünmek felsefik bir eylemdir ve ben de bunu çok yaparım. Bireysel varoluş ile yok oluşumdan tutunda evrenin başlayıp bitişine kadar kendimce düşündüğüm çok konu oldu ve biraz da Stepten Hawking’in her şeyim teorisine atıfta bulunarak bulduğum tek cevap “hiçbir şeyim” oldu.

Yakışıklı, yetenekli filozof, Cezayir asıllı yazar Albert Camus aslında benden önce bulmuş Hiçbir Şeyim’i. O yüzden kendime çok kızıyorum. Bu cevaba ulaşmamın 18-20 yaşıma kadar sürmesinden. Gerçi bir de Camus’un benden büyük olduğu gerçeği var. Benden önce yaşamış ve ölmüş…
Cevabı geç bulmama rağmen bulduğum cevapla birlikte de beni çok şaşırtan bir de durum vardı ki o da insanın tüm bu hiçlik içinden suni bir varlık çıkarmasıydı. “Hayat mücadelesi” dediğimiz durum bana göre hiçlikten çıkan bir var olma başarısıdır ya da başarısızlığı. Bu öyle bir başarı/basarızlıktır ki filozofları, tarihçileri ve benim gibi yazma sevdalılarını ortaya çıkarmıştır. Beni saatlerce düşündürmüş ve deliliğin hatta yokluğun sınırlarını göstermiştir.

Benim düşünceme göre insanın yarattığı her kavram sorguya açıktır kanımca. En başta başarı ve başarısızlık, ardından da iyilik ve kötülük gelir. Fakat daha önemli bir durum da vardır. Varoluş ve yokoluş gibi. İnsan üretimi her türlü kavramın tek nedeni insan zekasının getirdiği bencilliktir. Bu bencillik de bir şempanzenin ya da gorilin muz veyahut da yuvasını paylaşmamasından öte bir durumdur. Nitekim bir şempanzenin ya da gorilin ölüm farkındalığı kısmen olsa da(bilimsel gözlemlerde kanıtlanmıştır) ölümün ardından bir muz cenneti ya da ateşler içinde yandığı bir azap dolu cehennem fikri yoktur. Çünkü bir ibadet şekilleri ya da dini bir ritüelleri yoktur. Bir dini liderleri de yoktur. Lider sadece basit işlere öncülük eden genelde erkek olan bir türdeştir. Fakat zeka gelişip de bir üst seviyeye geçildiği zaman; işte o an felsefik olarak savaşların da diğer her konununda başladığı andır.

Korkuların, hazlarım ve şiddetin yönettiği beyinlerin mücadelesi başlıyor. Bu mücadeleyi de siyasi bir mücadeleden ziyade Teizm ve Ateizm arası mücadele olarak ifade edebiliriz. İdare edilme mantığının altında da bence Teizm ve Ateizm arasındaki mücadele yatıyor. Bu insan zihnindeki mücadele. Ne bir devlet ne siyasi bir kurumdan kaynaklı değil. Birebir insanın içinde olan mücadele. Bu mücadele de koşulsuz Ateistler(sorgusuz olanlar) bir bakıma Teistler çünkü sürekli aynı reddin içinde olmak belli bir süre sonrasında kabullenmeye giden yolun anahtarını taşıyor. Öte yandan da Teistler(kanıt arayanlarda) sürekli kanıt arayıp kendini buna inandırma çabasındakiler de her ne kadar Tanrıya inandığını öne sürselerde Tanrıyı kanıt çabası bile onları Ateist yapıyor. Çünkü Tanrı sorguya açık değildir. Aynı şekilde Deizm’de içinde barındığı sorgu kırıntıları yüzünden Ateizm’e kayıyor. Nitekim dinleri gönderen, kutsal kitaplarda Tanrıdır ve dinleri hiçe saymak bir reddetmeyi barındırır.

Basit bir soruyla kanıt cabası ya da çabasız, varoluş veya yokoluş açısından herhangi bir durumun bir anlamı var mı? Yok… Dolayısıyla Hiçbir Şeyim…Varken yokluğun aslında ne olduğunu bilmiyoruz, yokken varlığın. Kanıt cabası da boş, inkar çabası da. Yine de ben bir amatör filozof olarak yapmam gerekeni yapıp sabit değil değişken bir sorgulayarak, düşünmeye ve hayat mücadeleme devam edeceğim çünkü hazlar ve hüzünler beni kendine çekiyor…

Hüseyin İlker DUMAN

Continue Reading

GÜNDEM DIŞI

HAILEY BIEBER HERKESİN MERAK ETTİĞİ SORUYU YANITLADI

Justin Bieber ve Selena Gomez, ünlü dünyasında en çok konuşulan çiftlerden biri olabilir! 2010’da birlikteliklerine başlayan ve Mart 2018’de …

Published

on

Justin Bieber ve Selena Gomez, ünlü dünyasında en çok konuşulan çiftlerden biri olabilir! 2010’da birlikteliklerine başlayan ve Mart 2018’de ayrılan Bieber ve Gomez’in ebediyen ayrılıp barıştıkları bir ilişkileri vardı. 2014’te ayrıldıkları bir dönemde Justin, şimdiki eşi Hailey Bieber ile görüntülenmişti ve ikilinin birlikte olduğu söylentileri çıkmıştı. Hailey Bieber, yıllar sonra Justin’i Selena’dan “çaldığına” dair söylentilere karşılık verdi.

‘Call Her Daddy’ isimli podcast yayınına katılan Bieber, sunucu Alex Cooper’ın sorularına karşılık verdi. Hailey ve Justin’in ilgisi hakkında sorular soran Cooper, tıpkı vakitte nişanlarına neden bu kadar çok tepki geldiğini sordu. “Zamanlama çok hızlıydı. Ve artık, bundan dört sene sonra, ne kadar hızlı olduğunu anlayabiliyorum. Her şey çok hızlı ve çılgıncaydı. O vakitler ikimize bu çok hakikat geldi, gördüğünüz üzere haklıymışız çünkü dört sene sonra hala birlikteyiz,” diyen Hailey, daha sonra Justin’in Selena ile ayrılığı hakkında konuştu.

Sorularında daha da net olan Cooper, hayranların Hailey ve Justin birlikteliği sonrasında zamanlama hakkında başlarının karıştığını belirtti. “Eşin, Selena Gomez ile oldukça gözle görülür bir ilişkideydi. Beşerler, onların birlikte olmaları konusunda takıntılılardı. Sen, Selena ile tıpkı vakitte, romantik olarak, Justin’le birlikte oldun mu?” diyen Cooper, yıllardır herkesin merak ettiği soruyu yöneltti. Sorunun ardından duraksayan Hailey, “Hayır, bir kez bile değil… Justin ve ben birlikte olmaya başladığımızda, o asla bir temasta değildi. Asla. Hiçbir noktada değildi. Öteki birinin bağını bozmak benim karakterim değil. Bundan daha hoş yetiştirildim” diye karşılık verdi. “Bana olan nefretin birden fazla ‘Sen onu çaldın’ niyetinden geliyor ve Justin’in öteki biriyle olmayı dilediğini düşünüyorlar. Bu kanılar okey, bunu istediğiniz kadar dileyebilirsiniz fakat gerçek olan bu değil” diyen Hailey, “Dışarıdan nasıl göründüğünü anlıyorum ancak bu Justin ve Selena için o kapıyı kapatmanın yanlışsız şey olduğunu bildiğim bir durumdu ancak elbette, orada çok uzun bir tarih var ve hürmet duyuyorum” diye ekledi.

Continue Reading

GÜNDEM DIŞI

RIHANNA SUPER BOWL’DA SAHNE ALACAK

Super Bowl 2023’te kimin sahne alacağı konusunda çok fazla söylenti oldu. Pazar günü bir haber yayınlayan TMZ, NFL ve Roc Nation’ın Rihanna ile …

Published

on

Super Bowl 2023’te kimin sahne alacağı konusunda çok fazla söylenti oldu. Pazar günü bir haber yayınlayan TMZ, NFL ve Roc Nation’ın Rihanna ile görüştüğünü belirtti. Bu haberden kısa bir mühlet sonra Rihanna, Instagram’dan bir futbol topu ile bir fotoğraf paylaşarak söylentileri doğrulamış oldu. Tekrar TMZ’nin haberine nazaran Rihanna’nın yanında bir isim daha yer alacak. Şimdi bu ismin kim olduğu belirtilmese de toplumsal medyada varsayımlar devam ediyor! Harika Bowl için Taylor Swift ile görüşülürken, Swift’in Coca-Cola ile muahedesi Pepsi’nin sponsor olduğu Harika Bowl etkinliğinde yer almasını önlemişti. Daha sonra bu sponsorluğu Pepsi’den alan Apple, Swift’in performansını mümkün hale getirmişti. Lakin Swift’in, ana kayıtları satın alınan ve daha sonra menajeri Scooter Braun tarafından 300 milyon dolara satılan altı albümün tamamını tekrar kaydetmeden performans sergilemeyi reddettiği bildirildi.

2019’da Rihanna, verdiği bir röportajda Harika Bowl’da sahne alma teklifini, aktifliğin Colin Kaepernick’e yönelik muamelesi nedeniyle geri çevirdiğini söylemişti. Oyun kurucu Kaepernick, 2016’daki oyunlarda “Ulusal Marş” sırasında diz çökerek ırksal adaleti barışçıl bir formda protesto etmeye başlamıştı. “Bunu yapmaya yürek edemedim,” diyen Rihanna, “Ne için? Bundan kim çıkarlı çıkıyor? Benim halkım değil. Ben yalnızca bir satıcı olamazdım. Ben bir etkinleştirici olamazdım. O tertipte benim de katılmadığım şeyler var ve onlara hiçbir biçimde hizmet etmek niyetinde değildim,” diye eklemişti. Kaepernick, 2017’de San Francisco 49ers’tan ayrılmış ve aktivizmine misilleme olarak oynamaktan dışlanması nedeniyle lige karşı bir dava açmıştı.

Bir müddettir yeni müzikleri üzerinde çalıştığı düşünülen, son albümü ANTI’yi 2016’da çıkaran ve son konserini Şubat 2019’da veren Rihanna’nın duyurusu şimdiden hayranları tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı.

Continue Reading

Trendler